İtalya’nın İlk Başkenti Torino

Sırtını Alplere, yüzünü verimli Po Ovası’na çeviren Torino, tarih boyunca İtalya ile Fransa geçiş arasında kaldığı için her iki tarafın da güzelliklerini buluşturmuş bir şehir. Torino’nun adı, bu bölgeye Roma devrinden önce yerleşen Taurinlerden geliyor. Taurin, Liguryan dilinde “dağ” anlamına geliyor. Torino’nun İtalyancadaki anlamı ise “küçük boğa”; bu sebeple ki şehrin simgesi de boğa.

İtalya’nın İlk Başkenti

Torino, dinsel yapılar ve saraylar açısından çok zengin bir kent. Savoy Krallığı’na ait 15 saray UNESCO Dünya Kültür Mirası ilan edilmiş. Palazzo Reale,  Palazzo Madama, Palatine Kuleleri ve Kahire’den sonra dünyada türünün en büyüğü olan Mısır Medeniyetleri Müzesi şehrin görülmeye değer yerlerinden. Kentin önemini ve turizmini artıran diğer önemli şey Hz. İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra bedeninin sarıldığına inanılan sacra sindone, yani Türkçesiyle “kutsal kefen”in kentin katedrali olan Duomo di San Giovanni Battista’ da bulunuyor olması.

Torino-italya

Kent ile ilgili bilinen en eski yerleşim M.Ö. 218’de Kartacalı Hannibal’ın saldırısıyla yıkılmış. Sezar’ın hükümdarlığı sırasında yeniden kurulan kent, Savoy Düklüğü’nün başkenti olduğu 1500’lü yılların ortalarında büyük gelişme gösteriyor ve 1720 yılında Sardunya Krallığı’nın başkenti oluyor. Torino 18. yüzyılda, kısa sürede Avrupa’nın en önemli şehirlerinden birine dönüşüyor. Öyle ki, 19. yüzyılın ortalarında ise İtalyan devletlerinin kralları Birleşik İtalya konusunu görüşmek için Torino’da bir araya geliyorlar. 1861-65 yılları arasında Torino, İtalya’nın ilk başkenti unvanını kazanıyor. 20. yüzyılda ise hızla sanayileşen kent, İtalya’nın önde gelen endüstri merkezlerinden biri haline geliyor.

Küçük Eyfel Kulesi

Roma döneminin mirası olan ızgara planını taşıyan kentin mimarisi iki bin yıllık bir tarihe tanıklık ediyor. Barok’tan Helenistik ve Art Nouveau’ya uzanan çeşitlilik sunan şehir mimarisi ile kent, sokaklarında dolaşırken size bir açık hava müzesindeymiş hissini veriyor. Küçük Eyfel Kulesi olarak nitelenen Mole Antonelliana şehrin simge yapılarından biri. İsmini mimari Alessandro Antonelli’den alıyor. Günümüzde Ulusal Sinema Müzesi’ne ev sahipliği yapan bina, 1850’li yıllarda Torino’da yaşayan Museviler için ibadethane olarak inşa ediliyor. Sonrasında Kral İkinci Vittorio Emanuele onuruna sunulan bina, dönemin modası demir işçiliğinden esinlenerek yeniden yapılandırılıyor ve işlevlik kazandırılıyor.

Palatine-Kuleleri-italya
Palatine Kuleleri

Torino’da, ızgara şeklindeki şehir planı sayesinde yön bulmak kolay; kaybolmak zor. Geçmişin ve günümüzün baş yapıtları arasında yer alan binalar, parklar, bahçeler Torino’nun ihtişamını, mimari açıdan görkemini gözler önüne seriyor. Piazza Castello’dan bakan yüzü boyunca uzayan Via Po ve Via Roma boyunca yapılacak bir yürüyüşte prestijli markalar, antikacılar, sanat galeriyle dolu caddelerde sıralanan kitapçılar ve tezgahlarda satılan dönem plakları ile geçmişe bir yolculuk yaşatıyor.

İlham veren şehir

Torino, aynı zamanda dönemin entelektüellerini ve sanatçılarını da buluşturmuş. Friedrich Nietzsche yazmak için Torino’yu seçmiş. 1888-1889 yıllarında burada yaşıyor ve Ecce Homo eserini Piazza Carlo Alberto’daki evinde kaleme alıyor. Diğer bir yazar ülkemizde oldukça tanınan Çocuk Kalbi kitabının yazarı Edmondo de Amicis. Yazarlığa ilk adımlarını burada atıyor. Günümüzde kentin edebi dünyasındaysa, ülkemizde de oldukça popüler olan Umberto Eco, Susanna Tamaro yer alıyor.

Kent, aynı zamanda Avrupa’nın çağdaş sanat başkentlerinden biri olarak, önde gelen koleksiyonların, müzelerin, galerilerin ve organizasyonların ev sahipliğini yapıyor. Kasım’dan Ocak ayı başına kadar süren, şehrin meydan ve sokaklarının İtalya’nın ve dünyanın ünlü çağdaş sanat ustalarının eserleriyle donatıldığı Luci d’Artista (Sanatçıların Işıkları) bunun en güzel örneklerinden biri.

Torino Gran Madre italya
Torino Gran Madre

Torino, asırlık otomotiv sanayisiyle gurur duyuyor. Kentin dünyaca ünlü markası FIAT. İkinci Dünya Savaşı sonrası büyük zarar gören şehir, 1960’li yıllarda yeniden güçlenen otomotiv sanayisiyle yeniden canlanıyor. Bu süreci  İtalya’daki ve hatta Avrupa’nın en önemli otomobil müzelerinden olan Torino Otomobil Müzesi (Torino Museo dell’Automobile)  güzel anlatıyor.  Kente seyahat ettiğinizde adını sıkça duyacağınız bir isim de Porta Palazzo. İsmini Torino’nun tarihi merkezinden alan pazar,  Avrupa’nın en büyük açık pazarı. Tabir yerindeyse “hayat adına her şeyi” bulacağınız yer… Çeşit çeşit yiyecek, giyecek, ev eşyası, antika aklınıza ne gelirse burada var.

Pazardan bahsediyorken bitpazarı meraklılarını da unutmamak lazım: Torino’nun iki meşhur bitpazarı var. “Balon” ismiyle anılan ikinci el eşya pazarı, cumartesi sabahları Piazza della Repubblica’nın hemen arkasında kuruluyor.  Piazza Borgo Dora’da her ayın ikinci pazarı kurulan Gran Balon’da ise yok yok: Antika, halı, gümüş işleri, giysi, kartpostal, kitap, film ve plaklar…

Po-ve-sonbahar
Po ve Sonbahar

“Slow Food”un Merkezi

Torino, hızlı yaşam sonucu yerel yemek geleneklerinin kaybolmasına karşı bir tepki ve bilinçlendirme hareketi olarak ortaya çıkan Slow Food’un (yavaş yemek) merkezi kabul ediliyor. Günümüzde Torino ve Piomonte’ye yerel lezzetlerini tatmak icin gelenlerin sayısı azımsancak kadar değil. Bu konuda çalışan EatItaly birçok Türk yatırımcıya ilham verecek bir girişim. Bölgeye ait eşsiz tatların yer aldığı Eatitaly’de her gün değişen menüleri ile lezzetli fıçı şaraplarının tadına varılmadan dönülmemesi tavsiye olunur.Torino-italya-mutfagi

Kent, çikolatalar ve geleneksel  pasticceria adı verilen pastaneleri ile sokakta kokuların dayanılmaz çekim gücü ile kendisine bağlamasının yanı sıra vitrinlerinin güzelliği, renkliliği ile adeta bir sanat eseri sunuyor. Gezgin-gurme Mehmet Yaşin Torino’yu gezdiğinde “kokularla kentin portresini çizmek”ten bahsederken lezzete kendini kaptırdığını kentin tarihi yerlerinin yarım kaldığını üzülerek söylüyor!

Gezintimize lezzetlerden devam ederseniz kaybolabilirsiniz, evet! Yolculuğunuzda kafelerden süzülerek devam ederseniz taze fındık kokusu kahve ile bütünleştiren bu eşsiz lezzete duyarsız kalamayacaksınız: gianduiotto. Kavrulmuş fındıkların kakaoyla buluşmasıyla hazırlanıyor. Kent, geçmişi 400 yıl öncesine dayanan “Passion for Chocolate” (çikolata tutkusu) ile de tanınmakta haklı. Gianduiotto’dan yapılan bir diğer Torino spesiyali krema ile birlikte ikram edilen ve kışın insanın içini ısıtan Biçerin likörü.

Şarapları tatmadan dönmek mümkün mü?

Torino, dolayısıyla Piemonte bölgesini içine alan bir merkez. Bölge sınırları içinde yer alan Langhe, Roero ve Monferrato tepelerinde Barolo, Barbaresco, Barbera, Dolcetto, Brachetto d’Acqui gibi şarapların üzümleri yetiştiriliyor. Piemonte bütün dünyadaki şarap uzmanlarının saydığı beyaz  Cortese di Gavi, Roero şarabı, Moscato d’Asti, ve ayrıca ismen daha az tanınan ama kesinlikle tatmaya değer bir çok şarabın vatanı. Bu şaraplar bulundukları bölgenin kimliğini güçlü bir şekilde yansıtıyor ve Torino’ya bir saat uzaklıkta bulunan Alba’da dünya üzerinde çok nadir bulunan trüf mantarı gibi Piemonte’ye özel ürünleri eşliğinde tadılabiliyor.

“Torino’ya nasıl gelirim” diye soruyorsanız: Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan haftanın altı günü direkt uçuşu ile gelmek mümkün. Diğer bir alternatif ise Avrupa’nın çeşitli yerlerinden Torino’ya uçan düşük maliyetli havayoları.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s