Gezgin Kartpostallar

Yaşadığımız çağda herhangi bir bilgiye ulaşmamız an meselesi, iletişim kaynakları neredeyse sınırsız. Cep telefonları ve elektronik postalar iletişim araçları olarak hayatımızı oldukça kolaylaştırıyor. Her gün bilgisayarlarımızı, akıllı telefonlarımızı ve diğer elektronik aletlerimizi severek, ilgiyle kullanıyoruz. Gidip görmek istediğimiz ülkeleri, şehirleri kolayca araştırıyor, planlarımızı ona göre yapıyoruz. Gezerken de fotoğraflar çekip anında sosyal medyada paylaşabiliyoruz. Bütün bunları yapmak çok zevkli fakat bazı nostaljik ruhlar var ki onlar sadece teknolojiden değil, aynı zamanda kağıt-kalemden de yararlanmayı, gittikleri yerlerden eşe dosta kartpostal atmayı, mektup yazmayı çok seviyorlar. İşbu makalenin yazarı o nostaljik ruhlardan birisidir.

Okuyup yazmayı öğrendiğimden beri yazıyla iç içeyim. Günlükler, hikayeler, notlar, mektuplar derken bir gün kartpostal ile de tanışma fırsatım oldu. İlk kartpostalımı nereye yolladım ya da ilk kartpostalı kimden, nasıl aldım bilmiyorum ama gerçek şu ki şu an çekmecelerimde yüzlerce kartpostalla mutlu bir beraberliğimiz var.

Postcrossing-NedirHayatın koşuşturmacası içinde öyle yerlere savruluyoruz ki, bazen bir küçük resimli karton üzerindeki tanıdık bir el yazısı ve ilginç pullar insanı mutlu etmeye yetiyor. Elinize geçen kartpostaldaki resme tekrar tekrar bakmak, yazılanları gülümseyerek okumak, o kartpostalın katettiği mesafeyi ve yolculuğunu düşünmek… Bütün bunlar, insanda samimi bir his uyandırıyor, insanı heyecanlandırıyor. Hele bu kartpostallar sizin adınıza özel, dünyanın en ücra köşelerinden iyi dileklerle gelirse, değmesin kimse keyfinize!

Kartpostalların geçmişine bakacak olursak yaklaşık 200 yıl öncesine gitmemiz gerekiyor. Önceleri siyah-beyaz, küçük kartvizitler olarak basılan kartpostallar giderek büyük boyutlara ulaşmaya ve şehirlerin en güzel yapılarını konu edinmeye başlamış. İlk kartvizitlerin yaratıcısının Fransız ressam Andre Disderi olduğu düşünülüyor. 1893 yılında Chicago’da açılan bir sergide pek çok kartpostalın sergilenmesi ve ilgi görmesi sonucunda ABD, posta teşkilatı aracılığıyla yayıncılara penny postcards adı verilen 1 cent’lik kartpostallar basma izni vermiş. Kartların arkasına mesaj ve adres yazımı için yer de bırakılmış. 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı’da da yaygınlaşan kartpostallarda birbirinden güzel eski İstanbul fotoğrafları sergilenmiş. Günümüzde bu güzel kartpostalları bulmak için sahafları ve/veya turistlere hediyelik eşya satan dükkanları gezmek yeterli.

Kartpostal almayı ve atmayı çok seviyor ama sizin bu güzel hobinizi paylaşan arkadaş bulamıyorsanız eğer imdadınıza yetişecek olan güzel bir proje var: Postcrossing.

Postcrossing,  eski mektup ve kartpostal heyecanını insanlara yeniden kazandırmak için geliştirilmiş bir proje. Paulo Magalhães adlı Portekizli bir kartpostalsever tarafından 2005 yılında yapılandırılan www.postcrossing.com sitesine girip siz de bu projeye dahil olabilirsiniz. 2012 yılı Aralık ayı itibariyle 215 ülkede 365 bin üyesi olan Postcrossing’de bugüne kadar 15 milyon kartpostal gönderilmiş. Postcrossing’e dahil olmanız, yani bir “postcrosser” olmanız için yapmanız gereken tek şey bir hesap açmak, profil oluşturmak ve posta adresinizi yazmak. Sonra da size rastgele seçilerek verilen adreslere kartpostallar yollamak. Ne kadar çok kart atarsanız elinize geçen kart sayısı da o kadar fazla olacaktır. Her kartın kendisine ait özel bir numarası olduğundan, elinize geçen kartı profilinize kayıt etmeniz gerekecek. Böylece aldığınız ve gönderdiğiniz kartların sayısı ve kimlerden kart aldığınız ya da kimlere kart attığınızı sayfanızdan takip edebileceksiniz. İsterseniz kartınızı taratarak sayfanıza ekleyebilir, altına yorum da yazabilirsiniz.

Postcrossing-Postakarti

Benim bu proje sayesinde dünyanın hemen hemen her köşesinden kartpostalım oldu, hiç tanımadığım kadınlar, erkekler ve hatta çocuklardan adıma iyi dileklerle yazılmış şahane kartlar aldım. Yorgun bir iş günü sonrası evime gelip de posta kutusunda bulduğum güzel sözler hep yüzümü güldürdü. Postcrossing gerçekten eğlenceli ve yaratıcı bir proje. Üstelik kart ve pul parasından başka ödemeniz gereken başka bir ücret de yok.

Pul ücreti demişken.. Ülkemizde dünyanın en pahalı pasaportunu (ve aynı şekilde daha pek çok farklı ürünü) kullandığımız yetmiyormuş gibi yurtdışına gönderilen postaya da pek çok dünya ülkesine göre daha fazla para ödemek zorunda kalıyoruz.  Avrupa’nın pek çok ülkesinde kartpostal gönderimi için 40-80 cent arasında değişen fiyatlar söz konusuyken an itibarı ile Türkiye’den yurtdışına bir kart atmanın bedeli 2.20 TL. Ayrıca Türkiye’de basılan pulların çeşitliliği de diğer ülkelere göre oldukça sınırlı. Oysa pul üretiminde dünya her geçen yıl yaratıcılığını konuşturuyor.

Şimdiye dek elime geçen kartların üzerinde ünlü ressamların, müzisyenlerin, yazarların portrelerinden tutun da çizgi film kahramanlarına, ulaşım araçlarına, bitkilere, hayvanlara ve hatta üç boyutlu manzara ve uzay fotoğraflarına varan farklı pullara şahit oldum.  Bizde de önemli düşünürlerimizin, sanatçılarımızın ve kültürümüze ait ilginç öğelerin yer aldığı pullar olsa da onları dışarıdaki arkadaşlarımıza gururla ve makul ücretlerle gönderebilsek keşke.

Her ne sebeple olursa olsun kartlar ve pullar yüzyıllardır sizleri bekliyor.

Belki şaşırtmak, sevindirmek istediğiniz birileri vardır. Ne duruyorsunuz?

2 thoughts on “Gezgin Kartpostallar”

  1. Keşke Türk olsaydı yazılar ve istediğim bilgi olsaydı çok sevinirdim o zaman, ama yine de güzel olmuş.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s