Hamburg: Avrupa’nın Yeşil Başkenti

“2011 Avrupa’nın Yeşil Başkenti” ödülünün sahibi Hamburg, yeşil alanları, yüksek ekolojik standartları, çevre dostu binaları ve ulaşım sistemleriyle “21. yüzyıl kenti” yakıştırmasını hak ediyor…

“Avrupa’nın Yeşil Başkenti” Avrupa Komisyonu tarafından 2008 yılında verilmeye başlanan saygın bir ödül. Kentlerde ekolojik çözümler üreten ve yaşam standardının çevreye saygı göstererek artması için çalışmalarda bulunan yerel yönetimlerin desteklenmesi amacıyla ortaya konan ödülün ilkini 2010 yılında İsveç’in başkenti Stockholm aldı. Nüfusunun %95’inin en yakın yeşil alana 300 metre mesafede yaşadığı “Kuzey’in Venedik’i” Stockholm, böylece unvanlarına bir yenisini daha ekledi. “Avrupa’nın Yeşil Başkenti” ödülünün 2011 yılındaki sahibiyse Almanya’nın Hamburg kenti oldu. Hamburg, 2009’un Şubat ayında yapılan oylamada Amsterdam, Bristol, Kopenhag, Oslo, Freiburg ve Münster şehirlerini geride bırakarak bu saygın ödülü almaya ve yıl boyunca “yeşil başkent” unvanı taşımaya hak kazandı.

Bugüne kadar defalarca ziyaret ettiğim ve önümüzdeki aydan itibaren de ikamet etmeye başlayacağım “Yeşil Hamburg”u tanıtmaya başlamadan evvel Avrupa’nın Yeşil Başkenti Ödülü’nden biraz söz etmek istiyorum. Özellikle de ödüle başvurmak ve ödülü alabilmek için gerekli kıstaslardan. Ödüle, Avrupa Birliği’ne üye ve aday üye statüsünde olan ülkelerin, nüfusu 200 binden fazla olan kentleri başvuruda bulunabiliyor. Eğer bir ülkenin 200 binden fazla nüfusu olan kenti yoksa o ülkenin en kalabalık nüfusa sahip kenti aday olabiliyor. Aday kentin yüksek ekolojik standartları yakalaması gerekiyor. Yani kentte kişi başına düşen yeşil alandan havadaki karbondioksit değerine kadar belirlenen çeşitli ölçütlere göre o kentin çevreye saygılı olması isteniyor. Ayrıca aday kentin sürdürülebilir kalkınma ve ekolojik gelişim açısından geleceğe dönük projelerin ortaya konulması gerekiyor. Ve son olarak da ‘yeşil başkent’ unvanı almak isteyen adayın kentsel uygulamalarının diğer kentlere örnek teşkil etmesi gerekiyor. Kısacası ödül, Avrupa’nın Yeşil Başkenti olacak kentin diğer kentlere ilham verecek bir rol modeli olması bekleniyor.

Hamburg-Almanya

Almanya’nın Dünyaya Açılan Kapısı

Hamburg, 1,8 milyonu aşan nüfusuyla Almanya’nın ikinci büyük kenti. 808 yılında Roma-Germen İmparatoru Charlemagne’nin buraya bir burg, yani kale yaptırmasıyla Hamburg şehri kurulmuş. 1200 yılı aşan tarihinde Hamburg her zaman önemli bir ticaret merkezi ve kavşak noktası olmuş. Elbe Nehri kenarında yer alan Hamburg bugün de Almanya’nın dünyaya açılan kapısı. Avrupa’nın dördüncü, dünyanın da sekizinci büyük limanı olan Hamburg limanına her sene binlerce yük gemisi giriş-çıkış yaparak milyarlarca avroluk ihracat ve ithalat gerçekleşiyor. Ayrıca Hamburg’a uğrayan dev transatlantikler ve cruise gemileri de on binlerce turisti Hamburg’a kazandırıyor. Hamburg bir liman şehri olmasının yanında aynı zamanda bir endüstri ve medya üssü. En önemlisi Airbus olan yüzlerce holding ve şirket Hamburg’u merkez edinmiş. Norddeutscher Rundfunk gibi televizyon ve radyo yayıncıları, Grüner+Jahr ve Spiegel gibi medya devleri de Hamburg’ta bulunuyor.

Hamburg, son 20-30 yılda kentsel büyümenin ve nüfus artışının yol açtığı sorunlarla karşı karşıya kaldı. Ancak “yeşil” vizyona sahip yöneticiler doğru bir planlama ve yaratıcı yöntemlerle bu sorunların üstesinden gelmeyi başardı. Bir diğer ifadeyle Hamburg, metropol olmanın beraberinde getirdiği sorunlara yeşil çözümler bularak “Avrupa’nın Yeşil Başkenti” ödülünü bileğinin hakkıyla kazandı.

Yeşil Kente Yeşil Çözümler

Hamburg’un adaylık dosyasında kentin yeşil vizyonunun kanıtı olan önemli detaylar göze çarpıyor. Örneğin kenti yönetenler iklim koruma konusunda konusunda ciddi bir çalışma içindeler. Kentteki CO2 salınımının 2020’ye kadar %40, 2050’ye kadar da %80 azaltılması hedefleniyor. Hamburg’da, 1990 yılında kişi başına 11,71 ton CO2 tüketilirken, bu rakam 2006’da 8,84 tona geriledi. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji 1997 yılında %4,46 iken 2006’da bu rakam %11,75’e yükseldi.

Resmi kurumlara ait binalarda enerji tasarrufu için 200 bin eski tip ampul yerini verimli ampullere bıraktı. Böylece yıllık 22 milyon kWh elektrik enerjisi, 14 bin ton CO2 ve 3,4 milyon avro tasarruf sağlandı. Enerji tüketiminde ve karbondioksit salınımında konutların etkisi büyük. 1998 yılından bu yana sürdürülen konut modernleşme çalışmalarına 282 milyon avro harcandı. 65 bin konut elden geçirilerek enerji performansı artırıldı. Bu çalışmalar sayesinde CO2 salınımında her yıl 79 bin tonluk azalma gözlendi.

Hamburg, kent içi toplu taşıma konusunda önemli bir mesafe kat etmiş durumda. Bir Hamburglu’nun oturduğu eve ortalama olarak 300 metre mesafede mutlaka bir metro veya otobüs durağı bulunuyor. Hamburg’daki kent içi otobüslerin tamamına yakını düşük gaz salınımlı otobüslerden oluşuyor. Hidrojen yakıtlı otobüslerin sayısıysa her geçen gün artıyor. Hamburg’da bisiklet kullanımı da çok yaygın. “Bike and Ride”lar yani kent bisikletlerinin sayısı 15 binden fazla. Kentteki bisiklet yollarının toplam uzunluğu 1700 km. Bu rakamlar Türkiye’deki kentler için şu anda bir hayal gibi…

Hamburg, Kuzey Avrupa’daki birçok kent gibi doğayla içiçe yaşıyor. Altonaer Volkspark ve Stadtpark gibi devasa iki yeşil alanın yanında Hamburg’ta hemen hemen her köşe başında bir yeşil alan bulmak mümkün. Kişi başına düşen yeşil alanın Avrupa ortalamasının üzerinde olduğu Hamburg’da, 400 hektarlık alanıyla dünyanın en büyük mezarlığı olan Ohlsdorf Mezarlığı da bulunuyor. Hamburg’u yönetenler, park ve bahçelerin ilerleyen yıllarda daha da genişletilmesi ve yeni yeşil alanlar yaratılması için çalışmalar sistematik bir biçimde sürdürülüyor.

Hamburg-Almanya

Hafencity Modeli

Hamburg’un kentsel planlamasının özünde, kentin yatay olarak genişlemesinin önüne geçmek ve mevcut ormanların ve yeşil alanların kentsel büyümeye kurban edilmesini engellemek düşüncesi yatıyor. Bu düşünceden hareketle kent içindeki atıl bölgelerin (ki bu bölgeler kentin %30’luk bir kısmını oluşturuyor) değerlendirilmesi hedeflenmiş. Kısacası Hamburg’da yatay kentsel büyüme yerine dikey kentsel büyüme düşüncesi benimsenmiş. Bu düşüncenin hayata geçirilmekte olan en güzel örneği “Hafencity”.

Hamburg’un tam ortasındaki Hamburg-Mitte bölgesinde yer alan Hafencity tarih boyunca tüccarların gemilerden gelen mallarını boşalttıkları, gemilerini kızağa çekip tamir ettikleri bir alandı. Limanın merkezinin yer değiştirmesiyle Hafencity’nin bulunduğu alan önemini yitirdi. Bu alanı modern ve çevreye duyarlı bir biçimde değerlendirme düşüncesi ilk defa 1990’larda ortaya atıldı. 2000 yılındaysa Hafencity master planı hazırlanarak 2,2 km2’lik bu alanın yeniden inşasına başlandı. Avrupa’nın en büyük kent içi gelişim projesi olan Hafencity önümüzdeki yıllarda tamamlandığında 12,000 kişiye barınma ve 40,000 kişiye de çalışma alanı yaratmış olacak. Rem Koolhaas ve Renzo Piano gibi ünlü iki mimarın tasarımlarının da olduğu Hafencity’de, kendi kendine yeterli, çevre dostu binalar inşa ediliyor. Bu binalar, rüzgar ve güneş gibi çevresel temiz enerji kaynakları kullanarak kendi enerjisini üretecek. Ayrıca çatılarında ve cephelerindeki fotovoltaik güneş panelleri sayesinde elektrik tüketiminden büyük tasarruf sağlanacak.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s