Münih: Zerafetin, İnceliğin ve Sanatın Kentine Davet

Münih tezatlıklar kenti… Karamsarca çalan katedral çanları ve pirinç bandoların alaycı tınıları, görkemli kraliyet sarayları ve sabaha kadar eğlencelerin devam ettiği diskotekler, buharı tüten biraevleri ve dingin müzeler, seçkin lokantalar ve gösterişsiz Bratwurst standları, Barok ve Rokoko bezemeli kiliseler ve modern mimari örneği binalar… Hepsi bir arada bunların Münih’te…

Münih, sanat ve tarih tutkunları, biraseverler ve müzik dinleyicileri için önemli bir destinasyon. Bavyera’nın kalbi bu ayrıcalıklı şehir, huzurlu ortamı, yaşam kalitesi ve düşük suç oranıyla “yaşanabilir kentler” sıralamasında da hep üst sıralarda yer alıyor. Monocle Magazine dergisi bu sene Münih’i “dünyada yaşanacak en iyi kent” seçti. Eurotest adlı otomobil kulüpleri birliği de Münih’i “Avrupa’da en iyi toplu taşıma ağına sahip kent” ilan etti. Köklü tarihi, kendine has mimarisi, zengin kültürü ve mutfağı yanında bu kadar düzenli, huzur dolu ve temiz olması, Münih’e yapılacak bir seyahati anlamlı kılıyor.

Oktoberfest_Münih

Rahipler Kasabası’ndan Modern Metropole

Münih 1200 yıllık bir kent. 8. yüzyılda İsar Nehri’nin kenarlarına yerleşen rahipler burada kurdukları kasabaya “rahiplerin yeri” anlamında “Munichen” adını vermişler. Kentin resmi kuruluş tarihi 1158; zira bu tarihte Bavyera Dükü rahiplerin kasabasına taşınarak burayı surlarla çevirmiş ve bir ticaret merkezine dönüştürmüş. 1180’den kentin kontrolünü eline geçiren Wittelbach Hanedanlığı’nın idaresi 1918’e kadar sürmüş. 1923’te Münih’e gelen Hitler’in amacı burayı Nazizm’in başkenti yapmakmış. Bu amaçla Naziler kentin dört bir yanına anıtlar, heykeller dikmişler. İkinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerin bombaladığı Münih’te diğer birçok binayla beraber Naziler’in yaptıkları da yerle bir olmuş. Savaşın küllerinden yepyeni, modern, canlı bir metropol doğmuş.

“Yaşlı Peter”den Münih Manzarası

Münih’in eski dokusunu, yani Altstadt’ını görmek için havalimanından metroya binerek Marienplatz’a gitmeniz yeterli. Marienplatz, ortasında kocaman bir sütun bulunan, Orta Avrupa kentlerine özgü tipik bir meydan. Meydana bakan yeni belediye binasında (Rathaus) 1908 yılından beri her gün saat 11.00’de sergilenen Glockenspiel onlarca turisti buraya çekiyor. Bir kukla gösterisi olan Glockenspiel’de 16. Yüzyıldan kalma bir hikâye olan Renata ile Dük Wilhelm’in evliliği konu ediliyor.

Marienplatz’ı ve ardında uzayıp giden Münih siluetini izleyebileceğiniz en güzel yerler, meydan yakınındaki yüksek binalar. Marienplatz’a çok yakın mesafede bulunan Peter Kilisesi (Peterskirche) bunlardan birisi. Kentin en eski kilisesi olmasından dolayı “Yaşlı Peter” (Alter Peter) olarak da bilinen Peter Kilisesi’nin 91 metrelik kulesine 306 basamaklı bir merdivenle ulaşılıyor. Kilisenin tepesindeki izleme platformundan Münih’i ve Alp Dağları’nın karlı zirvelerini büyük bir zevkle izleyebilirsiniz. Peter Kilisesi yakınındaki Kutsal Ruh Kilisesi (Heiliggeistkirche) ise Viktualienmarkt’a kuşbakışı bakmak için en uygun yer. Ortasında Bavyera Eyaleti’nin renkleri olan mavi-beyazla süslenmiş çiçekli bir direğin bulunduğu Viktualienmarkt, 1807 yılından bu yana yaz-kış demeden burada kuruluyor. 140 civarında balık, et, meyve-sebze, peynir, baharat ve çiçek standının bulunduğu Viktualienmarkt’ta Münih’in başka bölgelerinde bulamayacağınız türlü çeşitli yiyeceği bulmak mümkün.

Oktoberfest_Münih_2

Münih’in Kalbi: Kaufingerstrasse

Münih’in bir başka canlı bölgesini görmek için tekrar Marienplatz’a dönerek Kaufingerstrasse’yi takip edebilirsiniz. Kaufingerstrasse 750 yıllık geçmişi olan bir alışveriş caddesi. Ahşap el yapımı hediyelik eşyalardan şık butiklere ve restoranlara kadar bir ziyaretçinin ilgisini çekecek her şey burada. Saatte 12 bin kişinin geçtiği bu cadde aynı zamanda Almanya’nın en yoğun yaya trafiğine sahip alışveriş caddelerinden.

Kaufingerstrasse üzerinde, Münih’e ait her kartpostalda görülen, Bavyera’nın sembol yapılarından, meşhur ikiz kubbeli Kadınlar Kilisesi’ni (Frauenkirche) görebilirsiniz. Altstadt’ta Frauenkirche’den daha yüksek bir bina inşa edilmemesi, bu kilisenin Münihliler için ne kadar önemli olduğunun kanıtı. Kadınlar Kilisesi’nin az ilerisindeyse Orta Avrupa’nın en büyük Rönesans kiliselerinden olan ve zengin barok mimarisiyle dikkati çeken Michael Kilisesi de (Michalelskirche) görülmeye değer.

Kaufingerstrasse’den devam edildiğinde kentin ortaçağ surlarından geriye kalan üç kapısından birisi olan Karlstor’a ulaşılıyor. Diğer iki kapı olan Isartor ve Sendlinger Tor da Marienplatz’a yürüme mesafesinde. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tamir gören Karlstor, Münihliler’in “Stachus” adını verdiği, ortasında kocaman bir fıskiyeli havuz bulunan Karlsplatz meydanına açılıyor. Kış aylarında meydanda kurulan buz pateni pisti çoluk-çocuk binlerce Münihli’yi buraya çekiyor. Stachus’a hâkim olan neo-barok stildeki yapıysa meşhur Justizpalast (Adalet Sarayı).

MarienPlatz_Münih

Adım Başı Bir Müze

Bu kadar tarihi yapıdan bahsetmişken, Münih’ta adım başı rastlayacağınız müzelerden bahsetmemek olmaz. Münih’teki 52 müze içinde en önemlisi şüphesiz Residenz. Özellikle iç dekoru açısından Avrupa’nın sayılı tarihi yapılarından birisi olarak kabul edilen Residenz’in yapımına 1385’te başlanmış. Bavyera prenslerinin 1918’e değin kullandıkları Residenz’in içinde, rokoko dekorlu Cuvilliés Tiyatrosu, Rönesans duvar işçiliğinin en güzel örneklerinden Antiquarium, neo-klasik opera binası, milli tiyatro gibi etkileyici yapılar bulunuyor.

Münih’teki bir diğer önemli müze Haidhausen semtindeki Deutsches Museum. Dünyadaki en büyük teknoloji müzelerinden olan Deutsches Museum’a mühendislik, teknoloji, endüstriyel tasarım, havacılık ve doğa bilimleri meraklılarının akınına uğruyor. Münih’in diğer önemli müzeleri arasında Bavyera Ulusal Müzesi, Alman Tiyatro Müzesi, BMW Müzesi, Münih Kent Müzesi ve Yahudi Müzesi’ni sayabiliriz.

Münih sadece kiliselerden, müzelerden ve tarihi binalardan ibaret değil şüphesiz. Münih’i Almanya’nın en özel kentlerinden birisi yapan bir diğer özelliği de bahçeleri, parkları ve çayırları. Schwabing semtinde yer alan, 4 km2’lik alanıyla New York’un meşhur Central Park’ından dahi büyük olan İngiliz Bahçesi (Englischer Garten) ve Almanya’nın en büyük bira bahçesi olan Hirschgarten, Münih’teki yeşil alanlardan sadece ikisi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s