Hürriyet Seyahat: Onur İnal İzlanda'da Jules Verne’in İzini Sürdü

Hürriyet gazetesinden Esra Erdoğan’ın Sırtçantalılar Grubu üyesi Onur İnal’ın İzlanda seyahati üzerine yaptığı röportaj 16 Ağustos 2010 tarihli Hürriyet Seyahat’te yayınlandı. Röportajı okumak için buraya tıklayın…

Snafellsjökull’de Jules Verne’in izini sürdüm

Snafellsjökull’de Jules Verne’in izini sürdüm

Onur İnal (30) Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. 2003’te Yunanistan ve İtalya’ya çıktığı Interrail seyahati Akdeniz kültürü ve tarihine ilgisini artırdı. Tarihçi olmaya karar verdi. Koç Üniversitesi’nden burs aldı, “Anadolu Uygarlıkları ve Kültürel Miras Yönetimi” programında master yaptı. Türkiye’yi köşe-bucak gezdi, akademisyenliğin bu tutkuyu tatmin edecek en iyi meslek olduğu gördü. Doktora bursuyla Amerika’ya gitti. 2007’den bu yana, Arizona Üniversitesi’nde Akdeniz kentlerinin tarihi üzerine araştırma yapıyor. Aynı zamanda ders veriyor. Ayrıca fotoğraf çekiyor, dağcılıkla ilgileniyor, tarih, gezi ve ekolojiyle ilgili makaleler yazıyor. İnal, Türkiye’nin sıcak hava dalgalarıyla kavrulduğu şu günlerde Batı İzlanda’da serin bir tatil öneriyor.

Daha önce nerelere seyahat ettiniz?
– İlk kez 11 yaşında yalnız seyahate çıktım. Almanca öğrenmem için ailem beni uçağa bindirip Berlin’de bir Alman dostumuza gönderdi. O gün bugündür seyahat ediyorum. Özellikle dağcılık vesilesiyle Türkiye’nin her yerini dolaştım. Birçok Avrupa ülkesine,Rusya’ya ve İran’a seyahat ettim. Amerika’da yaşadığım sürece de ABD’de birçok kenti ve Meksika’nın kuzeyini gezdim. 

Snafellsjökull Dağı’nı neden merak ettiniz? 
– İsmi “karla kaplı buzul” anlamına geliyor. İzlanda’daki 130 yanardağdan biri. Adanın batısındaki Snafellsness Yarımadası’nın ucunda. Başkent Reykjavik’e uzaklığı 120 kilometre olmasına rağmen 1446 metre yüksekliğinde olduğu için şehirden görülebiliyor. Aynı zamanda milli park olan yarımadada nüfusu birkaç yüzü geçmeyen Rif, Ólafsvík, Grundarfjörğur gibi şirin balıkçı köyleri var. Geçen yaz Amerika’ya giderken İzlanda Havayolları’ndan aldım biletimi, sırf bu sessiz ada ülkesini görebilmek için. Snafellsjökull Dağı’nı ben ve birçok ziyaretçi için özel kılan, ünlü Fransız romancı Jules Verne’in “Arzın Merkezine Seyahat” adlı bilim-kurgu eseri. Kitapta bir Alman profesörün, satın aldığı runik el yazmasının izini sürerek gemiyle İzlanda’ya gitmesi ve Snafellsjökull’da dünyanın merkezine inen gizli bir geçit keşfetmesi konu ediliyor. Yıllar önce okuduğum bu kitabın etkisi var bu seyahatte. Yani, Jules Verne’in izinden gittim diyebilirim.

/_np/6350/11306350.jpgNerede kaldınız? Konaklama seçenekleri neler?
– Tek başıma çıktığım gezilerde genellikle “Couchsurfing” adlı internet sitesinden konaklayacak yer buluyorum. İzlandalı bir çift, Helga ve Arnur, Reykjavik’tekievlerinde konuk etti beni. Konaklama açısından İzlanda’da seçenekler kısıtlı değil. Çok sayıda otel ve ev pansiyonu var. Ayrıca çadırlı bir seyahat için cazip bir ülke. Her yer yemyeşil.

JEOTERMAL SPA’NIN SICAKLIĞI 40 DERECEGezip görülecek yerleri nereler, orada yapılacak etkinlikler var mı?– Dünyanın sınırlarında olduğu için çok az kişi tanıyor İzlanda’yı. O yüzden ben “sessiz ve uzak bir ada ülkesi” diyorum İzlanda için. En fazla tanınan İzlandalı, ünlü rock şarkıcısı Björk ülkesi için “etkileyici bir doğa parçası” diyor. Özellikle doğayı ve sessizliği sevenler için doğru adres. Buzulları, dağları, çayırları, gayzerleri, şelaleleri, küçük balıkçı köyleri var. Halkı kitle turizminin tuzağına düşmemiş, tarihini, kültürünü ve doğasını korumuş.
İzlanda’da en çok ilgi çeken yanardağlar, gayzerler ve şelaleler. 130’dan fazla yanardağ var ve bunlardan 18’inin insanoğlunun İzlanda’ya yerleştiği 874 senesinden bu yana faaliyeti gözlenmiş. En son nisanda Eyjafjallajökull Yanardağı patladı, tüm dünyada hava trafiği alt üst oldu. Gayzerlere gelince. Zaten gayzer (veya geysir) İzlandaca bir kelime. Anlamı “fışkırmak”. Batı İzlanda’daki Büyük Gayzer de tarihte bilinen ilk gayzer. 1294’den bu yana faaliyette. Gün içinde birkaç defa 70 metreye su fışkırtıyor. Bir diğer gayzer Strokkur ise 5-6 dakikada bir faaliyete geçiyor ve 40 metreye ulaşıyor. Ayrıca 1000’in üzerinde şelale var bu küçük ülkede. Her yerde irili ufaklı şelaleler görmek mümkün. Kuzeydoğu İzlanda’daki Dettifoss Şelalesi aynı zamanda Avrupa’nın en büyüğü. Batı İzlanda’da yer alan ve 196 metreden dökülen Glymour ise Avrupa’nın en yüksek şelalesi. En çok ziyaret edilen Gulfoss, yani “altın şelale” beni de kendisine
hayran bıraktı. Bu bahsettiğim yerlere çeşitli turlar düzenleniyor.


İzlanda’da en çok neyi beğendiniz?
– En çok doğasını beğendim. Doğanın sessizliğini dinlemek büyüleyiciydi. Bir uçurum kenarında veya isimsiz bir koyda oturup sonsuz Atlas Okyanusu’nu izlemek, olağanüstü güzellikteydi. Bir de kutuplara bu kadar yakın olmak çok farklı bir duyguydu. Yazın gece 1’e doğru hava kararıyor ve sabah 5’e doğru da aydınlanıyordu.

Gideceklere neler önerirsiniz?
– Hayallari süsleyen bir doğa harikasına gidecekler. Bunu bilerek gitmeliler ve ülkenin olağanüstü doğasını hakkıyla keşfetmek için çaba sarfetmeliler. Reykjavik’e 40 kilometre mesafedeki Grindavik kasabası yakınlarındaki “Mavi Lagün”ü görmeleri öneririm. Burası devasa bir jeotermal SPA. Özellikle cilt hastalıklarına iyi geliyormuş. Suyun sıcaklığı yaz-kış 40 derece. Ben yazın gittim ama kışın dışarıda dondurucu soğuk varken ziyaret etmek sanırım daha anlamlı olur. 100’ün üzerinde kafe, bar ve diskoteğe sahip Reykjavik’in gece hayatı da keşfedilmeye değer.

Başınızdan geçen en ilginç olay neydi? 
– Seyahatlerimde yerel yiyecekleri mutlaka tadarım. İzlanda’da da “hákarl” denilen fermente edilmiş köpek balığından gözümü karartıp yedim. Görüntüsü tuhaftı, tadı kötüydü, kokusuysa berbattı. Zaten Travel Channel’daki “tuhaf yiyecekler” programını sunan Andrew Zimmern de İzlanda’da hákarl için “hayatımda kokladığım en berbat şeydi” diyor.